Evet, “Türkiye hayvan dış alımında dünya ikincisi, ette yeni zamlar kapıda.”
Haberler artık bununla da sınırlı değil. 2020 yılından bu yana büyükbaş hayvan varlığımız düşmesine rağmen, her yıl artış gösteren canlı hayvan ve lop et dış alımları da ülkemizdeki fiyatların yükselmesine engel olamadı.
Bütün bu koşullarda bizi bekleyen, et fiyatlarında ve hayvansal ürünlerde kaçınılmaz zamlardır. ABD raporlarında, içinde bulunduğumuz yıl için büyükbaş hayvan varlığımızın %4-5 oranında düşeceği öngörülmektedir. 2025 yılı içinde hayvan dış alımımız 1 milyar dolara yaklaşmıştır. Hastalıkların hayvancılığımıza verdiği zarar ise 4 milyar dolar düzeyinde olmuştur.
Mevcut hayvancılığımızın ve fiyat artışlarının sorunu, “Paramız var ki alıyoruz.” anlayışıyla çözülemez. Ya da et dış alımında olduğu gibi “Bizden (kamu, devlet) para çıkmıyor.” anlayışı ile de olmaz.
Geçmiş dönem bakanlarımızdan Sayın Faruk Çelik, bir açıklamasında “Yılda 400 bin buzağı kaybediyor, 500 bin hayvan dış alımı yapıyoruz.” (2015-2017) ifadesini kullanmıştı.
Bu rakamları az bulsam da Nasrettin Hoca’nın ifadesiyle:
Bir gün vatandaşlar Hoca’ya sorarlar:
“Hocam, dünyanın merkezi neresidir?” derler.
Oturduğu yerden hiç istifini bozmayan Hoca, “Tam da benim oturduğum yerdir.” der.
Tabii vatandaşlar buna itiraz ederler. “Öyle şey olur mu hocam, nereden biliyorsun?” gibi sorular sorarlar.
Nasrettin Hoca yanıt verir: “İnanmıyorsan ölç, bak!”
Aslında net bir rakam yok ama gerçek olan şudur ki en az dış alım yaptığımız canlı hayvan kadar buzağımızı yitiriyoruz maalesef. TÜİK rakamlarına göre 2020 yılında ölen buzağı sayısı 921 bindir.
Bir çalışmada, konu hakkında Bakanlık yetkililerine buzağı ölümlerinin önlenmesi konusunda; “0-3 aylık buzağılara tedavi desteği verilmesini”, genellikle ölümlerin büyük çoğunluğunun ilk 3 haftada gerçekleştiğini ve serbest veteriner hekimlerin de katılımıyla koruyucu hekimliğin devlet desteği ile yapılmasının doğru olacağı anlatılmış olsa da Bakanlıkça bu konuda herhangi bir gelişme olmamıştır.
Hayvancılığımızı olumsuz etkileyen faktörlerin başında:
- Yüksek oranda seyreden buzağı ölümleri
- 2025 yılından bu yana devam eden SAT 1 (Şap) hastalığı
- İndirilen gümrük vergileri
- Yurt dışından canlı hayvan ve lop et dış alımları
- Meraların ücretli olması
- Hayvansal ve bitkisel üretimde yaş ortalamasının 55’in üzerinde olması
- Kırsalda yaşayan genç yetiştiricilerimizin yeterli ilgi göstermemesi
- Girdi maliyetlerinin yüksek olması
- Yetiştiricilerimizin yeterli destek alamaması
- Bağımsız bir Veteriner Teşkilatının olmayışı
sorunların başında gelmekte ve bu konuların acil şekilde çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Hayvancılıkta dışa bağımlılığımız, gıda güvenliğini ileri derecede tehdit ettiği gibi üreticilerimize yeterli destek vermeden “ETTE UCUZLUK” beklemek bir hayaldir.