Bir sandıkla başlardı eskiden evliliğe ilk adımlarımız. Umutlarımızı, hayallerimizi, mutluluklarımızı yüklerdik sandıklara. Annelerimizin, ninelerimizin itinayla hazırladıkları dantellerimiz, yazmalarımız, kanaviçelerimiz bir düzenle dizilirdi. Kızlarının bahtını yapamaz anneler ama tahtını yapmaya çalışırlardı. Gittiği yerde yüzü yere düşmesin diye. Kıt kanaat artırdıkları paralarla en güzeli olsun isterlerdi. Yeter ki kızları üzülmesin. Annelerimizin emanetiydi...
Saatleri nasıl geçirdiğini anlamadan bir günü bitiriveriyor insan.. Büyük bir yorgunlukla kendini eve zor atan yalnız insanlara dönüşüyoruz. Ne kadar konuşmak istiyorsak daha fazlasını susuyoruz. Eskiye nazaran daha hızlı tüketiyor ve daha hızlı harcıyoruz her şeyi. İlişkiler de nasibini alıyor tabii ki.. Dikkat ettim de eskiden insanlar ilişkilerini daha yoğun...