Eksilmiş bir dünyanın kıyısında bir yıl daha bitiyor. Savaşlar, acılar, ölümler, hüzünler, yoksulluklar, açlıklar, anlık mutlulukların ortasında… Kendimizi, tükettiğimiz dünyada yaşamak için mücadele ederken buluyoruz. Kaçıncı yüzyılı göreceğimizi düşünürken, Noel Babanın getireceği hediyeleri, modern evlerimizin bacasının olmadığını unutarak, bacalardan gelmesini bekliyoruz. Yine de umutları, mutlulukları yılbaşı ağaçlarımızın eteklerine bırakacağını varsayıyoruz....
Mor salkımların altında, mor düşler kuruyordu çocuk. Baş döndürücü kokuların içinde, her gece düşleriyle arkadaş oluyordu. Mor bir bahçenin içinde, mor kapılı bir evde, mor bir ata biniyordu her gün… Kimsenin yakalayamayacağı rüzgarla yarışan bir attı bu. Onu en sevdiği mor yıldızların olduğu, mor ayına götürüyordu. Ah mor salkımlı evi...