Eksilmiş bir dünyanın kıyısında bir yıl daha bitiyor. Savaşlar, acılar, ölümler, hüzünler, yoksulluklar, açlıklar, anlık mutlulukların ortasında… Kendimizi, tükettiğimiz dünyada yaşamak için mücadele ederken buluyoruz. Kaçıncı yüzyılı göreceğimizi düşünürken, Noel Babanın getireceği hediyeleri, modern evlerimizin bacasının olmadığını unutarak, bacalardan gelmesini bekliyoruz. Yine de umutları, mutlulukları yılbaşı ağaçlarımızın eteklerine bırakacağını varsayıyoruz....
Birbirine benziyordu tüm kadınlar…Dolgun dudaklar, mimiksiz, gülemeyen yüzler.Birbirine benziyordu tüm kadınlar…Karadeniz’in sert dağlarında çay toplayıp, omuzlarında dünyanın ağırlığıyla ezilenler…Birbirine benziyordu tüm kadınlar…Narin, deterjana hiç bulaşmamış elleri, yemek hiç yapmamış, eline sağlık hiç denilmemiş onlara.Birbirine benziyordu tüm kadınlar…Doğunun çorak, fabrikasız, acımasız topraklarında oğullarını bir bir veriyorlardı acımasız bir savaşa.Birbirine benziyordu tüm...