Hayat boyunca kaç kez tehdit edilip kaç kez ölür insan?Bir kalp, mezarı olmadan kaç defa durur? Şiddet çoğu zaman yalnızca fiziksel bir eylem olarak düşünülür. Oysa şiddetin en kalıcı biçimi görünmez olandır: tehdit. Bir bakışta, bir cümlede, bir imada saklanan ve insanın içine yerleşen o sürekli tedirginlik hâli… Psikolojik baskı....
Geceler… Bizim gibi üreten insanlar için uzun bir ağıtın sonsuz nağmeleridir. Geceler, dizelerimizi koşturduğumuz saatlerdir. Geceler, hassas yüreklerin sığınağıdır. Çoktandır geçim derdini, gençleri, çocukları, kadınları, eğitimi, sanatı, edebiyatı ve şimdi de tek tek her bir ağacı, hayvanı, yok olan cennetlerimizi düşünür olduk. Gelecekleri düşünmekten şimdiyi yaşayamadığımız günlerdeyiz. Yazmaktan tükendiğimiz, isyan...
Eksilmiş bir dünyanın kıyısında bir yıl daha bitiyor. Savaşlar, acılar, ölümler, hüzünler, yoksulluklar, açlıklar, anlık mutlulukların ortasında… Kendimizi, tükettiğimiz dünyada yaşamak için mücadele ederken buluyoruz. Kaçıncı yüzyılı göreceğimizi düşünürken, Noel Babanın getireceği hediyeleri, modern evlerimizin bacasının olmadığını unutarak, bacalardan gelmesini bekliyoruz. Yine de umutları, mutlulukları yılbaşı ağaçlarımızın eteklerine bırakacağını varsayıyoruz....
Birbirine benziyordu tüm kadınlar…Dolgun dudaklar, mimiksiz, gülemeyen yüzler.Birbirine benziyordu tüm kadınlar…Karadeniz’in sert dağlarında çay toplayıp, omuzlarında dünyanın ağırlığıyla ezilenler…Birbirine benziyordu tüm kadınlar…Narin, deterjana hiç bulaşmamış elleri, yemek hiç yapmamış, eline sağlık hiç denilmemiş onlara.Birbirine benziyordu tüm kadınlar…Doğunun çorak, fabrikasız, acımasız topraklarında oğullarını bir bir veriyorlardı acımasız bir savaşa.Birbirine benziyordu tüm...
Utanç yok olduğunda her şey başlar bir toplumda. Tecavüzcü affedilir, dolandırıcı serbest bırakılır, katil aklanır ve çocuklar, kadınlar, insanlar ölmeye devam eder. Mekânları cennet olsun diyoruz ama desek ne oluyor… Çocuklar ölmüş, kadınlar ölmüş ölmüş ölü… Bir toplum çürüyor, bir toplum çöküyor ve biz altında kalıyoruz……………Bana aşk şiiri yazamıyorsun diyen...
Utanmaz olmak isterdim. Utanmadan yaşamak isterdim. Cahil olmak isterdim. O zaman ne kadar cahil olduğumu bilmezdim… “The Handmaid’s Tale” dizisinden… Damızlık Kızın Öyküsü… Margaret Atwood’un aynı isimli romanından uyarlanan dizi. Gilead isimli bir toplumda geçiyor. Doğal sebepler nedeniyle nüfus düşüşü yaşayan bu toplumda kadınlar devletin malı olarak kabul ediliyor. Toplumun...
Bir insanı giyiminden dolayı döverek öldürmek… Nasıl bir haktır bu? Sizin cennetiniz nasıl bir yer ki döverek birini öldürüyorsunuz ve o cennete girebileceğinizi düşünüyorsunuz? Sizin cennetinize gitmek istemiyoruz… Birileri giyimimize, birileri içtiğimize, birileri cinsel yönelimimize karışır. Dünyaya hepimiz eşit olarak gelmişiz. İnsan olarak… Bir insan bir insanın hayatına karışma hakkını...
Dün bütün insanlar olarak öldük. Dün bu cumhuriyette bir kez daha adalet güçlünün tarafındaydı. Dün yine uzun zamandır süregelen bir karar daha alındı. Dün Pınar bir kez daha yakıldı…Ailesi tekrar tekrar yıkıldı. Adalet yerle bir buralarda Pınar. Seninle hepimiz bir kez daha öldük ama onlar dışarda ve hâlâ nefes alıyorlar.Kaç...
724gundem.com sitesinde yazdığı şiir ve hikayelerle adından söz ettiren şair Kader Eltutan, ilk şiir kitabı Periler ve Pervaneler’i çıkardı. Klaros Yayınları tarafından basılan kitap satışa çıktığı günden bu yana büyük ilgi görüyor. Kitap https://shopier.com/11798175 adresinden satın alınabiliyor. Kader Eltutan da yeni kitabını sosyal medyadan şu dizelerle duyurdu: Kırmızı karlar ülkesindenPervaneleri...
” Periler ölürken özür diler “Bugün dünya şiir günü. Küçük İskender’in dizeleriyle başlamak istedim. Bu nasıl bir anlatım, bu nasıl güzel dizeler. Bu kadar erken geldiği için hayatına, “ölüm” ondan özür dilemiş midir acaba…Şiir tabloların dizelere dökülmüş halidir. Şiir bestelere can verir. Şiir yaşamdır.Ülkeleri, yaşadığımız çağı, aşkları , terkedilmeleri, kavuşmaları,...
8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde, 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle, bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda, 120 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000’i aşkın...
Savaşmaları söylendi askerlere. Girin diğerlerinin toprağına, diğerlerinin evlerine… Ne için yapacaklardı bunu? Bir avuç toprak için mi? Toprak kimin toprağıydı peki? Para için, güç için, iktidar için çocuklar ölüyor ve diğerleri… Katilden hiç farkı yok bu güç ve para için katledenlerin. Sadece adını değiştirmişler. Savaş… Mustafa Kemal Atatürk’ün muhteşem sözlerinden;...
Gülen yüzler, uçurtma uçuran çocuklar, geleceklerinden kaygı duymayan bir halkla dolu bir ülke varmış.Mutlu insanlar ülkesinde, periler ucarmış gôkyüzünde.En güzel şarkılarını söylerlermiş hep birlikte.Akşamları kalabalık aile sofralarında şen kahkahalar eşliğinde en güzel yemekler yenilirmiş.Bu ülkede hiç hırsızlık olmazmış.Dolandırıcılık nedir bilmezlermiş.Çünkü herkes dürüstmüş ve onurluymuş.Herkes her istediğine rahatlıkla ulaşabiliyormuş.Mutlu insanlar ülkesinde…Her...
Sokak zifiri karanlıktı. Elif’in tek duyduğu ses topuklarından gelen tıkırtılardı. Karanlıkla birlikte adımlarını sıklaştırmaya başladı. Elif ince , uzun , narin su gibi bir kadındı.Simsiyah saçlarına yıldızlar düşmeye başlamıştı.Yüzüne ezilmisligin hüznü, hüznün ezilmişliği yansımıştı. Hüzünlerinin arasından mutluluğu yakalamaya çalışırken, hayatının bir döngü içerisinde tutsak kaldığını fark etmemişti. Bu onun...
Ne çok hayatlar yaşıyoruz bir yaşamın içinde. Bazen bir buluta yüklenip nehirlere akıyoruz. Bazen bir yıldıza uzanıp geceye koşuyoruz. Rüzgarın esintisiyle savruluyoruz solan yapraklarla beraber. Nerde bir kız çocuğu görsem çocukluğum gelir aklıma. Biraz neşeli, biraz heyecanlı, biraz sevecen ve bazen kızgın hayata. İçimdeki çocuğu büyüttüm aşklarımla. Bir ben oldu,...
Herkes anne baba olamıyor maalesef. Kaç çocuk yapabildiğin değil, olan çocuklarını ne kadar mutlu edebildiğin ve onların geleceklerini nasıl oluşturabildiğin önemli. Çocuklar bu dünyanın geleceği. Mutlu çocuklar demek, güzel bir gelecek ve güzel bir dünya demek. Çocuklar intihar ediyor. Çocuklar evlerinden kaçıyor. Çocuklar cemaatlere terkediliyor. Çocuklar erkenden evlenip, kaldıramayacağı yüklerin...
Bir sandıkla başlardı eskiden evliliğe ilk adımlarımız. Umutlarımızı, hayallerimizi, mutluluklarımızı yüklerdik sandıklara. Annelerimizin, ninelerimizin itinayla hazırladıkları dantellerimiz, yazmalarımız, kanaviçelerimiz bir düzenle dizilirdi. Kızlarının bahtını yapamaz anneler ama tahtını yapmaya çalışırlardı. Gittiği yerde yüzü yere düşmesin diye. Kıt kanaat artırdıkları paralarla en güzeli olsun isterlerdi. Yeter ki kızları üzülmesin. Annelerimizin emanetiydi...
Serçeler her zaman vardı, onları yok eden egolarıydı. Narsistliğin esiri olmayan serçeler her daim güzel öterlermiş. Bir minik serçe gizli düşlerinde her gece, mavi bir pencere görürmüş, bembeyaz inci çiçeklerinin içinde. Heyecanla her gece konarmış mavi saksılı mavi pencereye. Başka kuşların keşfetmesini istemezmiş. Çok kıskanırmış ve kıskandığında ötüşü bir serçenin...