enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
31,4027
EURO
34,0372
ALTIN
2.101,07
BIST
9.097,15
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Samsun
Hafif Yağmurlu
12°C
Samsun
12°C
Hafif Yağmurlu
Pazartesi Az Bulutlu
16°C
Salı Yağmurlu
13°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
10°C
Perşembe Çok Bulutlu
8°C
Love in Love
Love in Love

Ümit Özdağ: “Ülkemin tehdit altında olduğunu görmekten sıkılıyorum”

Ümit Özdağ: “Ülkemin tehdit altında olduğunu görmekten sıkılıyorum”
3 Şubat 2024 15:52
A+
A-

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 7/24 Gündem Dergi’nin 7. sayısında 7/24 Gündem Genel Yayın Yönetmeni Nevin Aydoğan’a özel açıklamalarda bulundu.

Ailenizle ilgili konuşmayı çok tercih etmediğinizi biliyorum ama anneniz Gönül Hanım’ı merak ediyorum. Çok güçlü ve öncü bir kadın. Bize biraz annenizi anlatabilir misiniz?

Annem avukat kimliğinin yanında aynı zamanda da gazetecidir. 1957 yılında Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirip Vatan Gazetesi’nde mesleğe başlayıp, Milliyet’in başyazarlığını yapan Ali Gevgilili gibi önemli isimlerle beraber gazetecilik yapmıştır. 1959 yılında gazetecilik yaparken bir taraftan da hukuk okumaya karar veriyor. Ancak biz yurt dışına sürülünce eğitimine ara vermek durumunda kaldı.

4 çocuk annesi olduktan sonra 1973 yılında Hukuk Fakültesi’ni bitirip avukatlık yapmaya başladı. Ben ondan gazetecilerle ilgili çok tüyo aldım. Bana çok yardımcı olmuştur. 85 yaşında baroların bölündüğü yasa sürecinde Ankara’daki protestolara dahi katılmıştır.

Annem çok güçlü bir kişiliktir. 27 Mayıs’ı yaşamış, yurt dışına sürgüne gitmiş birisi. Döndükten sonra da Talat Aydemir’in 20 Mayıs darbe girişiminde hem eşi, hem de erkek kardeşi idamla yargılanmışlar. Bir siyasi partinin kadın kolları genel başkanı olmuştur.

1970’li yılların ikinci yarısından itibaren benim siyasette olmamla birlikte, o günün şartlarının getirdiği gerilim vardı annemin üzerinde. O nedenle özellikle yurt dışında okumamı istedi. Beni yurt dışına gönderdikten sonra hayatının büyük ölçüde kolaylaştığını söylemişti.

Size tavsiyelerde bulunur mu?

Sıklıkla görüşmeye özen gösteririz, biraraya gelemediğimizde ise mutlaka birbirimizi ararız. Sanıyorum hala gününün birkaç saati benim için endişelenmekle geçiyor. Zaman zaman insan psikolojisi ve kişisel ilişkilerle ilgili bana önerilerde bulunur.

Zafer Partisi’ne özellikle gençlerin ilgisi çok yoğun. Bunu nasıl başardınız?

Ben Zafer Partisi’ni aslında herkese aynı şekilde anlatıyorum ama gençler beni çok daha iyi anlıyor. Gençlerin iletişim kanalları açık. Gençler hayatı daha siyah-beyaz görüyor. Türkiye’ye yönelik tehditlerle günlük hayatta daha sık karşılaştıkları için bize daha fazla yöneliyorlar.

Biz gençlere özel bir politika geliştirerek bu noktaya varmadık. Gençler tüm politikalarımızı dinlediler ve bize katıldılar. Biz onlara Atatürk’ün Türkiye’sini vadettik. Biz onlara prangalarını çözme vaadinde bulunduk. Bunun sonucunda da olumlu bir karşılık aldık onlardan.

Aynı zamanda bir siyaset bilimcisi olarak da sizce Cumhurbaşkanı Erdoğan başarılı bir siyasetçi mi?

Erdoğan başarılı bir siyasetçi fakat Türkiye’yi fetret dönemine sokan, tırnak içinde bir devlet adamı. Devlet yönetiminde olağanüstü kötü, ekonomi yönetiminde olağanüstü kötü ama parti siyasetinde çok başarılı.

Türkiye’yi fetret dönemine sokmasına rağmen iktidarda kalması büyük başarı.

Fakat; bu sadece onun yeteneği değil, muhalefet partilerinin şimdiye kadar sarı muhalefet olması da onun işini çok kolaylaştırdı. Mesela Erdoğan başbakanken, karşısında Kemal Kılıçdaroğlu değil de, 50’li-60’lı yaşlarının başlarındaki Süleyman Demirel veya Bülent Ecevit olsaydı Erdoğan iktidarda kalamazdı.

Erdoğan, bu muhalefet liderleriyle iktidarda kaldı. Şimdi Zafer Partisi’nin muhalefet şekli onun hiç alışık olmadığı, onu üzen bir muhalefet şekli. Bundan dolayı operasyonlarla, baskılarla önümüzü kesmeye çalışıyorlar. Bu da işe yaramıyor çünkü bizim hepsine karşılık verecek bir refleksimiz var.

Önümüzde malum yerel seçimler var. Karadeniz’de oy oranlarınız ne durumda?

Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu’da oylarımız genel seçimler dönemindeki gibi kalmış gözüküyor. Sanıyorum Karadeniz turundan sonra bu bölgede de güçlü bir hareket olacak. Teşkilatlarımız Samsun’dan başlayarak toparlanma sürecinde. Burada da güçlü bir sonuç alacağımıza inanıyorum.

Sizi en çok üzen siyasi karar veya gelişme hangisiydi?

O kadar çok şey oldu ki, yalnızca birinden bahsedemem. 20 seneden beri fetret devrini yaşayan bir ülke. Cumhuriyet’in 100. yılında Vahdettin Köşkü’nden selamlama yapıyor. Genç Cumhuriyet’i boğmak için İngiliz emperyalizmiyle el ele vermiş bir hainin, Şeyh Said’in adını bulvara veriyor.

Bunlar son dönemde olan şeyler. 20 yılda bu ülkenin Genelkurmay Başkanı tutuklandı. Bu ülkede bir casusluk ve terör örgütü paralel devlet kuruldu. Bunları unutmayalım. O kadar çok büyük hata var ki. En büyük hata Erdoğan’ın kendisi.

Peki en beğendiğiniz siyasetçi desem…

Tabi ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk. 230 seneden beri mağlup olan ve yok olmaya yüz tutmuş bir ulusu zafere götürüyor, arkasından bir devlet kuruyor. Müthiş bir şey, müthiş ötesi.

Zaman zaman anlaşılamadığınızı düşündüğünüz oluyor mu?

Ben kendimi yeterince doğru anlatamamış olabilirim diye düşünürüm. Bu halkın suçu değil, benim suçumdur. Daha iyi anlatmak için çabalarım.

Hırslı biri misiniz?

Evet, benim milli hırslarım var. Ülkemin tehdit altında olduğunu görmekten sıkılıyorum. Bu tehditlerin kolayca aşılabileceğini görüyorum.

Buna rağmen ülkemin bir iç savaşa sürüklenmesinden büyük rahatsızlık duyuyorum. Bu iç savaşı durdurmak için arkadaşlarımla birlikte mücadele ediyorum.

Ümit Özdağ’ın hayalindeki Türkiye’yi dinleyebilir miyiz?

AVM’lerin değil, fabrikaların, laboratuvarların, teknoparkların yani yatırımın Türkiye’si. Benim hayalimdeki Türkiye, sadece Türkiye’deki nüfusunun yüzde 5’ini değil, Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Doğu’yu da beslediği bir Türkiye.

Benim hayalimdeki Türkiye, üniversitelerinin dünya seviyesinde olduğu, sayıca az ama yüksek kaliteli üniversitelere sahip, meslek liselerinin çok kaliteli eğitim verdiği bir Türkiye.

Tarımda Hollanda, akademide ABD, sanayide Almanya, temel bilimlerde Rusya, sağlık sisteminde Kanada gibi bir ülke tahayyül ediyorum.

Böyle bir ülkeyi gerçekleştirebiliriz. Türkiye çok zengin bir ülke ama halkı fakir.

Çünkü Türkiye’nin zenginlikleri çalınıyor. Halktan çalınanlar ya dışarıya ya içerideki komprador burjuvaziye aktarılıyor. Buna son verdiğimiz takdirde halkın kısa zamanda nasıl zenginleşeceğini görebiliriz. Yeter ki soygunu durduralım.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.